GERİ DÖN

GERGEDANLAŞMA 2.014

Yazan ve Yöneten: Şahika Tekand

Dekor ve Kostüm Tasarımı: Esat Tekand

Işık Tasarımı: Şahika Tekand

Yönetmen Asistanları: Ayşegül Cengiz Akman, Ayşe Draz, Verda Habif, Nagihan Gürkan, Selen Kartay, Nesli Kayalı, Arda Kurşunoğlu, Nilgün Kurtar, Mehmet Okuroğlu, Tulu Ülgen

Oyuncular (Alfabetik Sırayla): Serkan Abeş, Burcu Afşin, Ayşegül Cengiz Akman, Huriye Aliefendioğlu, Alp Alpergün, Ayşegül Altan, Zeynep Altop, Seda Arık, Onur Berk Arslanoğlu, Cansın Asarlı, Nazlı Atayman, Melis Avçil, Barış Bahçeci, Bengü Bektaş, Cem Bender, Demet Bendik, Gizem Bilgen, Jankat Bozkurt, Gamze Dirlik, Umut Doğanay, Ayşe Draz, Seda Fettahoğlu, Giray Girişken, Mehmet Günal, Nagihan Gürkan, Verda Habif, Ayhan Hülagu, Deniz Karaoğlu, Selen Kartay, Nesli Kayalı, Ebru Kaynak, Atagün Mert Kejanlıoğlu, Oğulcan Kızgınkaya, Nazlı Deniz Korkmaz, Arda Kurşunoğlu, Nilgün Kurtar, Cengiz Macun, Nihat Maça, Mehmet Okuroğlu, İlksen Gözde Olgun, Yalın Önal, Demet Özbay, Özgür Özcan, Sarper Özcan, Serpil Özcan, Melike Özkarakahya, Nazlı Özkartal Zaimoğlu, Özgür Özkurt, Can Özmen, Ahmet Sarıcan, Şinasi Sırkıntı, Ebru E. Süren, Gül Şener, Pınar Tamer, Cem Taylan, Şahika Tekand, Kısmet Tekinbaş, Hakan Turutoğlu, Ilgıt Uçum, Arda Uğurlu, Tulu Ülgen, Lale Yekeler, Nihan Yığın, Duru Yücel, Yasemin Yüksel, Nedim Zakuto

Gergedanlaşma Şahika Tekand tarafından ilk kez 1994’te kaleme alınmış ve 1995-96 tiyatro sezonunda sahneye konulmuş, bu tarihten itibaren de aralıklarla 2000 tiyatro sezonuna kadar hem yurtiçinde hem de yurtdışında seyirci karşısına çıkmış, dönemin pekçok tiyatro ve performans sanatçısını etkilemiş, yine Şahika Tekand tarafından geliştirilen PERFORMATİF SAHNELEME VE OYUNCULUK YÖNTEMİ’nin ilk özgün oyunudur.

Oyun, Şahika Tekand’ın kurup yönettiği Studio Oyuncuları topluluğunun kuruluşunun 25. yılı dolayısıyla , GERGEDANLAŞMA 2.014 adıyla yine Şahika Tekand tarafından yeniden ele alınarak, güncellenmiş bir yeniden yazım ve sahneleme ile eğlenceli, yüksek ritmli bir çağdaş komedi olarak seyirci karşısına çıkmaktadır.

Sahne üzerinde sahne/ oyun alanı/ yaşam katmanlarını eşzamanlı olarak varedebilecek bir düzen gerçekleştirilir.

Sahnede tam arkada , oyunun başlama ve bitişi arasında , oyunun seyrini belirleyecek olan, adeta antik bir koro, hem oyun içindeki hem de yaşamdaki otoriteyi ifade eder ve gerçekleştirir. Koro, aletler üzerinde oynayan oyuncular ve sahne işçileri , bunların bulundukları oyun alanları, oyunların gerçekleşme koşulları arasında hiyerarşik bir düzen vardır.

Sahne üzerine yerleştirilmiş oyun aletleri ( ki bunlar; üzerinde yürünen bir silindir, üzerinde koşulan bir tekerlek, içinde sekilen bir sek sek alanı,vb. gibi aletlerdir) ile belirlenen oyun alanı ve bunun içindeki küçük oyun alancıkları bu hiyerarşik yapı içinde varolma alanlarını belirlemektedir.

Epizod aralarinda, hem dekordaki gerekli degisiklikleri yapan, hem de bu degisikliklerin yapılışı ile şekillenen bir hareket düzeni icinde hareket eden sahne işçileri- ki bunlar, dansçı ve oyunculardan oluşan bir çeşit soytarı ya da palyaço grubudur- bütün bu hiyerarşik düzen içinde en özgürce hareket eden ve sadece yaptıkları işin işlevinden kaynaklanan zorunluluklarla sınırlandırılmış şekilde varolur.


Oyun, temel devinimi YÜRÜME olan , çocuk oyunlarını ya da sirk gösterilerini çağrıştıran özel aletlerin üzerinde hareket eden ve bu sırada yaptıkları şey hakkında bir konuşma yapan oyuncuların, BAŞARMAK ve ÖDÜL ALMAK için yarıştıkları, ödül olarak da sırtlarına takılan gösterişli gergedan boynuzları kazandıkları bir YARIŞMA DÜZENİ içinde gerçekleşir.

Bütünüyle yalnızca şimdiki zamanda yapıldığında (perform,icra edildiğinde)varolabilecek olana yönelen, edebi olandan tümüyle arındırılmış, hem yüksek bir aktörlük becerisi , hem bir clownda olabilecek incelikte bir mizah yeteneği, hem de bir sporcu ya da sirk cambazı kadar ustalıklı bir bedensel kapasite gerektiren bir oyunculukla epizodlar oynanır.

Her epizodun oynanışından sonra koro, oyuncuyu YETERLİ ya da YETERSİZ şeklinde yargılar. Bu yargı gerçekten performans anının sonucu olmalıdır. Bu nedenle oyuncu, hem oyuncu, hem de rol kişisi “oyuncu” olarak aynı gerçek riski taşır.

Ayrıca seyirciye oyunun başında dağıtılan bir değerlendirme formu , oyun sonunda seyirci tarafından doldurularak oyundaki oyuncular bu kez salta oyuncu olarak YETERLİ YETERSİZ şeklinde değerlendirilir ve belli periyodlarda, her oyuncu o periyod içinde aldığı değerlendirme sonucu belirtilerek sosyal medyada yayinlanir.

Sahnedeki risklerin tümü gerçektir.

Sahnedeki YÜRÜME EYLEMİ önemlidir. Oyuncuların tümü, oyun alanları içinde sürekli yürümekte, ancak hiçbiryere gitmemektedir.

Oyuncular, hiçbir durumda oyun alanı dışına çıkamazlar. Böylece oyunun oynandığı SÜRE içinde SAHNE/OYUNALANI/YAŞAM üçlemesi gerçek bir eşzamanlılık ve eşanlamlılık kazanır.

Sahne adeta bir simulasyon odasına dönüşür.

Oyun metni başta Ionesco’nun “GERGEDANLAR” adlı oyunu olmak üzere, Meydan Laorusse, Hayvanlar Ansiklopedisi, Wikipedi ve bunlar gibi pekçok metinden alıntılar içerir. Bu metinler aracılığıyla verilen bütün bilgiler, birbirinden bağımsız olarak ele alındığında gerçek ve doğru bilgiler olmasına karşın, yanyana getirilişlerindeki yapı nedeniyle bağlamından koparılarak tahrifata uğramış ya da taşıdığı gerçek anlam dışında bir anlama dönüşmüş bir hal alır. Alıntı malzemelerin bir tasarım doğrultusunda yanyana getirilmesiyle hiç de edebi olmayan bir performans metni ortaya çıkarılmıştır.

Antik koro, performatif oyunlar, epik sahne işçileri, alıntı metinler gibi unsurların biraraya getirilmesi, ancak bunun butuncul bir teatral yapı içinde çerçeveye alınması ile guncel sanatın üslupsuzlaştırma tutkusu ironik bir sahneleme ile eleştirilir.

Işıklar, ziller, koro emirleri ve bunlara itaat eden oyuncularla, sahne üzerinde, hem gerçek ve anında yapılan oyunlar ortaya çıkarken hem de otorite ve itaat konseptleri, oyunların sonunda başarılı ve başarısız olan oyuncular ve sırtlarına takılan ihtişamlı boynuzlarıyla da başarı, ödül, ceza konseptleri tartışılmaktadır.